İstanbul Şehir Üniversitesi'nin İş Birliği ile Yapılan Çalışmada Atölye Yürütücüsü Prof.Dr. Tekin MEMİŞ , Atölye Koordinatörü Melih Can KORKMAZ'dır.

2-Sergileme Ve Stand Tasarımcıları Derneği 
Toplantıya iştirak edenler:
 Ahmet İBİL,Asım ÇAKMANUS,Cüneyd IŞINGÖR,Kemalettin SOLMAZ,
Melike GÜMÜŞ.

Sektör temsilcileri öncelikle fikrin çok kolay çalınabildiğine dikkat çekmiştir. Bir projenin ya da tasarımın hazırlanması için aylarca gece gündüz çalışılması gerektiği, ancak söz konusu proje ya da tasarımın bir başkası tarafından görüldüğü takdirde çok kolay bir şekilde taklit edilebilecek ya da aynen alınıp kullanılabilecek nitelikte olmasının Fikri Mülkiyet Hukuku’nu daha da önemli hale getirdiği düşünülmektedir. Sektör temsilcilerine kendilerinden evvel Türkiye Eğlence Sektörü Derneği ile de görüşüldüğünü, adı geçen derneğin üyesi bulunan sektör temsilcilerinin problemlerinin aynı zamanda hukukun başka alanlarının kapsama alanında yerini bulduğu ( Her ne kadar hukukun diğer alanlarının kapsama alanına dahil olan problemlerin varlığı belirtilse de ayrıca Fikri Mülkiyet Hukuku alanında da oldukça ciddi problemlerin bulunduğu belirtilmiştir. ) bildirilmiştir. Sektör temsilcileri problemlerini maddeler halinde belirtmek istemiştir:

1. Tasarımla ilgili bazı sıkıntıların bulunduğu, patentli bir malzemeyle üretilen tasarımın kopyalanması problemleriyle karşılaşıldığı, bir de tasarım haklarının kendi içinde kademeli şekilde olduğunun düşünüldüğü tarafımıza iletilmiştir. Sektör temsilcileri kendi sektörlerinde tasarım haklarıyla ilgili hukuka, yani mahkemelere yansıyan çok fazla durum olmadığını düşündüklerini beyan ettiler. Sonuç alınamayacağının düşünülmesi bu durumun sebepleri arasında yer alır. Bunu tetikleyen ana unsurun ise sektörün kendi içerisindeki rekabet dolayısıyla tasarımın bedelsiz üretilmesi ve bedelsiz yapılması olduğu düşünülmektedir. Tarafımızca, herkesin yaptığı (örneğin fuar alanında 4 tane metali birbirine bağlayıp üzerine tente geçirmek gibi...) ya da yapabileceği çalışmaların hukuk sistemimizde karşılığının olamayacağı, ancak az evvel örnekte belirtilen çalışmaların çıtasını aşan özgün nitelikli çalışmaların koruma zırhına kavuşturulabileceği sektör temsilcilerine aktarılmıştır. Bir kısım sektör temsilcisi, bazı çalışmalarını sıklıkla tekrarladıklarını, söz konusu tekrarlanan çalışmaların korunmasının gerekli bir durum olmadığını, lakin bazı tasarımlar için de özel çalışmalar yaptıklarını, sadece o tasarım için özel malzeme aldıklarını ve dolayısıyla hem tasarım aşamasında hem de sonrasında uzun bir süreç yaşadıklarından bahisle işbu özel tasarımların korunması gerektiğini düşünmektedir. Sektör temsilcilerine, mahkemelerden bu ayrıma ilişkin oldukça fazla dosyanın bilirkişilere gönderildiği, hukukçu bilirkişilerin en çok zorlandıkları noktanın bu iki tasarımın birbirinden nasıl ayırt edileceği hususu olduğu (sektör temsilcilerinden birilerinin o aşamada eksik olması) belirtilmiştir.

Sektör temsilcilerinden biri uzun seneler boyunca merkezi yurtdışında bulunan bir firmanın Türkiye ve diğer bazı ülkelerde temsilcisi olduklarını ve aynı zamanda lisanslı üreticisi bulunduklarını, işbu yabancı şirketin yurt dışında modüler sistemler tasarladığını (aynı zamanda ürettiğini) ve ne yazık ki Türkiye’ de bu sistemleri kopyalayan şirketlerin olduğunu ifade etmiştir. Bu sistemlerin basit şekilde oluşturulabilecek nitelikte olmadığını, üzerlerine çok farklı materyaller adapte edebildiklerini, aydınlatma konusunda çok farklı seçeneklerin sunulabildiğini ve müşteriden talep geldiği takdirde ( ve alt yapıda bu sistemler kullanılacaksa ) bu sistemlerin tasarlanarak müşteriye gönderilmek üzere çalışma hazırlandıktan sonra müşteri bunu onayladığında üretime başlandığı hususu ilave edilmiştir. Bu süreç sonrasında söz konusu sistemi kopyalayan şirketlerin genelde + şeklindeki konektöre örneğin 2 adet yuvarlak eklediği, rengi parlak biçime çevirdiği, hatta bazı durumlarda bütün olarak tasarlanan projeye de çok benzediği sektör temsilcilerince gözlemlenmiştir. Sektör temsilcileri ellerinde her türlü patent belgesinin, faydalı model belgelerinin ya da diğer tescile ilişkin belgelerin bulunmasına rağmen hukuki sürecin neden bu denli uzun sürdüğünü anlayamadıklarını ifade etmektedir.

Mahkeme, dava sürecinde bilirkişi olarak atanan hukukçuların yanına bir tasarımcı ya da sektörde iştigal eden kimselerden birini de vermektedir. Burada söz konusu tasarımcı ya da diğer adıyla teknik bilirkişi hukukçu bilirkişiye “ ...bu zaten herkesin yapabileceği sıradan bir tasarım ya da çalışmadır...” şeklinde veya buna benzer bir yorumda bulunduğunda hukukçu bilirkişinin de bu yoruma dayanarak koruma zırhını oluşturduğunu ya da korunmaya değer herhangi bir hususun bulunmadığı şeklinde bir rapor oluşturduğu hususu sektör temsilcilerine anlatılmıştır. Bilirkişilik kurumunun önemine vurgu yapılmıştır ve sektörde bilirkişilik yapabilecek bir ekip oluşturulmasının sektörün lehine sonuçlar doğuracağı belirtilmiştir. Ayrıca bu konularla ilgili düzenlenen toplantılarda hâkimlere ya da diğer hukukçulara konuyla ilgili bilgi aktarımı yapılmasının da olumlu sonuçlar üretebileceği konusunda tavsiyede bulunulmuştur.

2. Sektör temsilcileri “ Hazırlamış olduğumuz ve iş sahibine elektronik posta yoluyla göndermiş olduğumuz tasarım ya da herhangi diğer bir projenin gönderilmiş olduğu hususu nasıl tespit edilebilecektir? Şeklinde bir soru sormuşlardır. Tarafımızca bu tür durumlarda sektör temsilcilerinin, iş sahiplerinden “göndermiş olduğumuz proje ya da tasarımın tarafınıza ulaşmış olduğuna ilişkin teyit e-maili gönderebilir misiniz?” şeklinde bir talepte bulunabilecekleri ve yukarıda belirtilen soruyu müteakiben iş sahipleri tarafından gönderilen teyit e-maillerinin yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri mucibince geçerlilik vasfını haiz olacağı hususları aktarılmıştır.

3. Sektör temsilcilerinden biri, sektörlerinin ve üyelerinin içerisinde 2 ya da 3 katman bulunduğunu belirtmektedir. Bunlardan birincisi: Ağır tasarım odaklı çalışan firmalar mevcuttur. Bunlar yıllık operasyonları çok adetli olmayan ancak büyük projeler yürüten ve gerçekleştiren firmalardır.

Tasarımda esas olarak korunması gereken grubun bu grup olduğu öngörülmektedir. Birinci grubun altında yer alan ikinci grubun ise: Aynı malzemeyi veya benzer tasarımları çok fazla sayıda firmaya satarak sektörde rol oynayan ve daha çok küçük ve orta ölçekli firmalara hitap eden gruptur. Bu grupta da tasarıma ilişkin problemler var. Söz konusu grupta yer alan firmalar da tasarım haklarını korumak istemektedirler. Bu grup yukarıda bahsedilmiş olan Bilirkişilerin “ bu tasarımın korunmaya değer olup olmadığı” hususunun mukayese edileceği tarafta yer almaktadır. İlk grupta, ikinci grupta ve hatta diğer katmanlarda bulunsa bile sektörlerinde oluşturulan tasarım ya da projelerin korunmaya ihtiyacı bulunduğu sektör temsilcilerince vurgulanmaktadır. Sektör temsilcileri ayrıca, tasarım haklarını savunamadıkları takdirde malzemenin üstüne belirli bir bedel koyup bu sektörde iştigal edemeyeceklerine inandıklarını beyan etmişlerdir. Zira tasarıma ilişkin ödenen ciddi maliyetlerin bulunduğu görülmektedir. (tasarımcı çalıştırmak, buna ilişkin yazılımları almak, bilgisayar donanımları sağlamak, tasarımı çıkarmak vb... )

Sektör temsilcileri tasarımını gerçekleştirdikleri ürünün patentle korunmasıyla ilgili kısmın bu ürüne bağlı olan ya da bundan bağımsız olan tasarımın korunmasına ilişkin kısma oranla daha kolay olduğunu ve diğer taraftan tasarımın korunması ile ilgili kısımda büyük bir problem yumağının önlerinde bulunduklarını düşünmektedirler.

4. Diğer bir sektör temsilcisi, yukarıda bahsedilen birinci grubun birbiriyle adeta bir savaş

halinde olduğunu (tasarım çalma hususunda), iş sahiplerinin bir firmadan almış olduğu tasarımı ortaya atıp diğer şirketlere işbu tasarımı fiyatlandırmalarını talep etmekte olduğunu ve bu işi adeta amatörce yaptıklarını (elektronik postada yer alan cc bölümü bile silinmeden yapılmakta olduğu görülmektedir) ve akabinde pazardaki diğer oyuncuların buna alternatif fiyat verdiklerini ve dolayısıyla meslektaşların birbirlerine ihanet ettiklerini beyan etmektedir. Ayrıca gelecek dönemde, alternatif fiyat veren söz konusu şirketlerin kendi tasarım ya da projelerinin de aynı şekilde başka şirketlerce alternatif şekilde fiyatlandırılabileceğine ve bu durumda kendilerinin de sıkıntılı bir süreç yaşayabileceklerine vurgu yapılmıştır. Tasarımın hem maddi hem de düşünsel değerleri olan bir bütün olduğu belirtilmiştir. Maddi değer: Sektör temsilcileri birer kurum olarak piyasada bulunmaktadır. Kurumların maliyetleri mevcut bulunmaktadır. (vergiler, programlara ödenen bedeller, elemanlara yapılan ödemeler vb... ) Diğer tarafta zihinsel değerler söz konusudur.

Bunlar; insanların eğitiminden başlayıp meslek hayatındaki tecrübelerle pekiştirilip en sonunda bir ürün olarak ortaya koyulmaktadır. Bütün bunları görmezden gelerek başka bir meslektaşın ya da aynı alanda iştigal eden şirketin hazırlamış olduğu çalışma ya da her tür projeye daha az bir fiyat vermenin ciddi bir problem olduğu düşünülmektedir. Buradaki temel problemlerin;

a) Sektörün kendi içerisinde birbirinin tasarımını uygulaması ya da taklit etmesi,

b) Bu tasarımı alan insanların bir değeri olduğu konusunda bir algısının oluşmaması,

c) En üzücü hususun da bu tasarımı yapan ve buna emek harcayan insanların hukuk yoluna

başvurduğunda bu durumun kendisi lehine bir sonuca ulaşmayacağına inanılmasıdır.

Tüm sektör temsilcileri iki hususun gerçekleştirilmesinin gerekliliği üzerinde hem fikir olmuştur. Bunlar;

x) Toplumu ( tasarımcılar dâhil ) tasarımın fikri bir mülkiyet olduğuna, bunun oluşturulabilmesi oldukça fazla zaman ve emek harcandığına ve dolayısıyla bunun korunması gerektiği algısının oturtulması gerekmektedir.

y) İşbu tasarımı korumanın pozitif hukukumuz ( yürürlükte olan hukuk ) hükümleri mucibince

mümkün olduğunu, ancak koruma sağlanabilmesi için bir takım süreç işletilmesi gerekmekte

olduğu algısının oturtulması gerekmektedir.

5. Sektör temsilcilerinden bir diğeri belirli dönemlerde bazı firmaların yaklaşık 20-30 tasarım

Şirketini mail ortamında cc’ ye koyarak kendilerine tasarım üretilmesini talep ettiğini ( belirli bir tarihte belirli bir yerde fuarının olduğunu belirterek 3 farklı alternatif üretmelerini talep etmektedirler) belirtmektedir. Burada önemli olan hususun iş sahiplerinin her zaman kötü niyetle hareket etmedikleri, aksine bu sektörde işin bu şekilde işlediğini düşünmeleri ve bu konuda yeterli algılarının bulunmadığı son olarak da yeterli bilgilerinin olmadığı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla sektör içerisindeki bilincin ortaya çıkarılması ve fikri hakkı haiz olan kimselerin cesaretlendirilmesinin hayati önem taşıdığı düşünülmektedir.

6. Tarafımızca diğer sektörlerden örnek göstererek nasıl bir süreç takip edilmesi gerektiği ve nelerin uygulanması gerektiği hususlarında bilgi aktarılmıştır. Sigorta Brokerleri Derneği’ nin takip etmiş olduğu yolun takdire şayan olduğu aktarılmıştır. Sigorta Brokerleri Derneği başarılı bir şekilde organize olup kendilerine ait kurallar geliştirdiler ve akabinde Hazine Müsteşarlığı’na başvurdular. Hazine Müsteşarlığı’ nın yani kısacası devletin vermesi gereken ruhsatın, verilebilmesi salahiyeti yine devletçe Sigorta Brokerleri Derneği’nin kendisine verilmiştir. Burada altı çizilmek istenen hususun derneğin etik kurallarının, davranış kurallarının hazırlanması gerektiğidir.

Zira 6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Haksız Rekabete İlişkin 55. maddesinin “e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.”hükümleri gereğince koruma mevcut bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere meslek kurallarına uyulmaması Türk Ticaret Kanun’umuzun yukarıda zikredilen hükümleri uyarınca “haksız rekabet” teşkil etmektedir. Dolayısıyla buna benzer bir uyuşmazlık mahkemelerin önüne geldiğinde Bilirkişi “ ...bu eylem Sergileme ve Stand Tasarımcıları Derneği’nin meslek kurallarına aykırılık teşkil etmektedir...” şeklinde bir görüş bildirdiğinde sektör temsilcilerinin oluşturmuş olduğu meslek kurallarının adeta kanun hükmüne geldiği görülmektedir.

Sektör temsilcilerinden biri “ Aykırılığı yapan şirket derneğin üyesi olmasa bile yaptırıma maruz kalabilecek midir? Şeklinde bir soru sormuştur. Tarafımızca “genel olarak kabul edilen” ya da “dünya standartlarına uyan” meslek kurallarının oluşturulması durumunda söz konusu firmaların da sorumlu tutulacağı beyan edilmiştir.

Sektörde niteliksiz ve kalifiye elemanı bulunmayan birçok firma bulunduğu, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin bu firmalar tarafından yapıldığı, hiçbir şekilde kural tanımadıklarını ve bu tip şirketlerin sayıca fazla olmasının sonucu olarak işi gereği gibi yapan firmaların bugüne kadar kural koyucu olamadıkları gözlenmiştir. Bunların sonucu olarak da sektörde işi gereği gibi yapan firmalarda adeta bir bıkkınlık ya da “ bu iş bu şekilde yapılamaz...” şeklinde düşünceler oluşmuş ve hatta kurumsallaşmış bazı çok başarılı firmaların sektörden çekildikleri görülmektedir. Bu durum oldukça ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira ülke ekonomisine dahi tesir edebilecek sonuçlar gündeme gelmektedir.

7. 6. Maddede belirtilen kurallara örnekler verildi. Bunlardan bir tanesi Türk Ticaret Kanunu’dur. Ticaret Kanunlarının temeli tacirler arası örf ve adetlerdir. Örf ve adetlerin derlenmesi sonucu Kanun ortaya çıkmaktadır. (Örneğin, tacir malı sattığında para 2 ay içerisinde teslim edilmektedir) Dolayısıyla sektörde meslek kuralları ya da davranış kuralları gibi bir oluşum ortaya çıkarsa mahkemeler bunları dikkate alacaktır. Bu şekilde kuralların meydana getirilmesi sonucunda belki de Türkiye’de bir ilkin gerçekleştirilmesinin ve başka derneklerin ya da birliklerin bundan ilham alabileceğinin gündeme gelmesi söz konusu olacaktır.

8. Bunların yanında, yapılan sözleşmelere “ Fikri Mülkiyet Haklarının korunmasına yönelik her tür koruyucu hüküm” gibi hususların eklenebileceği hususu, sektör temsilcilerine aktarılmıştır. Bu sayede sözleşmenin karşı taraflarında fikri mülkiyet haklarına saygı gösterilmesi hususlarında algı oluşturulabilecektir.

9. İlaveten, fuar alanlarıyla ilgili olarak bazı noktalara değinilmiştir. Burada şu hususlar ortaya çıkmıştır :

Türkiye’de fuar alanları genellikle isimleriyle bilinmektedir. Ancak kendileri de bir taraftan

Fuar organize etmekte ve aynı zamanda alan işletmektedirler. Söz konusu alanlarda, alan işletmecilerinden alanı kiralayıp orada fuar organize eden profesyonel şirketler bulunmaktadır.

Bunlar muhtelif konularda ihtisaslaşmışlardır. Bu şekilde fuar düzenlendiğinde sektör temsilcileri bu alanlarda fuar düzenleyen söz konusu firmalara bir takım teknik hizmetler ve standart stand hizmetleri vermektedir. Bu tip firmaların sözleşmelerinde “ Fikri Mülkiyet haklarına saygı gösterilmesi ve Kanun hükümlerine uyulmadığı takdirde bunun yaptırımının belirtilmesi vb...” şeklinde düzenlemelerle, fuara katılan firma ya da firmalarda farkındalık yaratılması ve söz konusu haklara saygı gösterilmesinin sağlanabileceği belirtilmiştir.

SERGİLEME VE STAND TASARIMCILARI DERNEĞİ’NİN TOPLANTI ÖNCESİNDE PROBLEMATİK FORMUNA VERİLMİŞ OLAN CEVAPLAR;

1-Sektörünüzü nasıl tanımlarsınız?

Farklı mecralardan gelen talepleri gerek talepkar firmanın vizyonu gerekse sektörel ihtiyaçları doğrultusunda analiz eden ve bu analizi yaratım sürecine aktararak pek çok farklı enstrümanı ortak bir potada buluşturmak vasıtası ile kâğıt üzerinde netleşen bileşeni sahaya aktaran bir sektör olarak idealize edilebilir. anımlanabilir.

2-Sektörü Öne Çıkaran En Önemli Nitelikler Nelerdir?

Sektörümüz kurgusu itibariyle pek çok donanımı içinde barındırmaktadır.

-Mimari, içmimarı, mühendislik, grafikerlik bilgisi,
-Hızlı organizasyon ve çözümsel yeterlilik,
-Malzeme bilgisi,
-Gözlem, analiz ve empati becerisi,
-Sürdürülebilir kaliteli hizmet bilinci,
-Gelişime açık ve farklı kaynaklardan beslenme alışkanlığına sahip yaratım ekibi.

3-Sektör Olarak Ticaretinizi Yaparken Karşılaşılan Problemler Nelerdir?

A-Yaratıcı faaliyet hangi aşamada gerçekleşmektedir?
Yaratıcı faaliyetler, tarafların bütçe açmazından kurtulduğu ve meydana getirilecek eserin estetik ve işlevsel bütünlüğün ön plana çıkarabildiği aşamada gerçekleşebilmektedir. Tüm fikri faaliyetlerde de olduğu gibi sektörümüzde bütçe ön koşullu hareket, konservatif bakış açısı ve benzer gerçeklerle oluşan sınırlayıcı yaklaşım yaratım edimini engelleyen en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

B-Bugüne kadar size ait düşünceler nasıl çalındı nasıl taklit edildi?
Genellikle potansiyel Müşterilerin, sektörümüzdeki dayanışma, yardımlaşma ve bilgi alışverişi gibi ticari etik eksikliğini lehine kullanmak üzere hareket etmesi sonucunda gerçekleşmiştir.
Yani sektörümüzde rekabeti fiyat politikasına dayandıran firmaların popülâsyonundaki artış, etik değerlerin göz ardı edildiği bir alışveriş biçimini doğurmuş ve bu süreçte tasarımın üreticisi olan firma saf dışı bırakılarak eseri kullanılmıştır. Kendi mimari ekibine sahip müşterilerde benzer davranışlar sergilemektedir, ancak oranlamaya baktığımızda ilk dile getirdiğimiz şekli ile uygulama daha yaygındır. Çoğunlukla da bizim başımıza gelen budur.

4-Şimdiye Kadar Çalışmalarınızı Üretimlerinizi Nasıl Korudunuz?Korumaya Çalıştınız?
Öncelikle yukarıdaki davranış biçimini her dönemde sergilediğini bildiğimiz şahit olduğumuz Müşterilere proje hizmeti vermeyerek.

       Ayrıca, özellikle nitelikli ve büyük ölçekli işlerde tasarımı noter marifeti ile sahiplenerek tedbir almaya çalıştık. Ancak bu yöntemlerin yeterli korumayı sağlayamadığını söyleyebiliriz.

5-Nasıl Bir Koruma Olsaydı İyi Olurdu, Hangi Süreçte Neyi Korumak Gerekir?
(Tasarım-Üretim-Pazarlama)

-Koruma sağlayabilmek için öncelikle fikri mülkiyet bilincini hem müşterilerin zihninde hem de hizmet sağlayan rakip firmaların zihninde oluşturmak gereklidir. Bunun için özellikle müşterilere yönelik görsel yazılı (ilan, broşür, sektörel yayın, TV spotları vs.)kaynakların kullanımısektörümüzü eğitmeyiilinçlendirmeyi hedef alan seminer, panel ya da konferansların düzenlenmesi, ortaklaşa aktivite planlaması ile sektörel yakınlaşmanın sağlanması gerekmektedir.

-Dernekleşme faaliyetleri bu aşamada genel geçer kuralların belirlenmesi ve yaygınlaştırılması, sektörü birleştirici çözümlerin uygulamaya konması adına mutlak gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

-Bir diğer aşamada yapılması gereken ise fikri hakların ihlalini önleyici yaptırımların yaygınlaştırılması ve caydırıcı yeterlilikte olması adına gerekli başvuruların ilgili mercilere yapılması olmalıdır.

-Ve nihayetinde yurt dışında da yaygın olduğu üzere projelendirme süresi öncesinde, belirlenen proje maliyetinin bir ön teklif ile müşteriye iletilmesi ve ancak yazılı kabul sonrasında projelendirme aşamasına geçilmesi, proje maliyetinin üretim maliyetinden ayrı tutulması ve bu yöntemin istisnasız olarak sektörümüzdeki tüm firmalar tarafından bu açmaza önemli katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.



1240 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın